Çoğu insan büyük hayallerle kendisinden çok bigi sahibi olanların yanına gidip onlardan ilham almak ister, onlar gibi bilgili olmak ister. Bu bilgiye olan özenden ve o bilgiye sahiüp olana karşı beslenen sadakattan kaynaklanır. Bilgi sahibi erişilemeyen bir mertebeye çıkartılır ki onun yanında olmak bile kendisine birşeyler katacağını zanneder. Oysa bilgi sahibinin o mertebeye gelmek için vierdiği çabası göz ardı edilir. Onun bir anda oraya geldiği zannedilir. Yanılmıyorsam Nietzsche "bir ağacın büyüdüğünü görmek zordur, ama onun yıkımını görmek kolaydır" demişti.
Büyümek zaman isteyen bir işlemdir. Bu öyle birşeydir ki, her yiğidin kendine özgü yoğurt yiyişi vardır. Bu nedenle deneyim bir kişiden diğerine aktarılamaz. Başkasının deneyiminden faydalanmak bazen yolu kısaltır, ama yol gitmeyi asla önleyemez. Yol gidenindir. Bu nedenle her öğreti deneyimlenmeli, o şahsa uyarlanmalıdır. Aksi halde bir işe yaramaz.
Vaaz dinledikten sonra bilgileneceğini zannedenler de kısa yoldan hedefe ulaşılacağını zannedenlerdir. Bu "takma" bilgi ile alışveriş yapmanın mutluluk vereceğini zannetmek benzer meseledir. Alışveriş ilk anda hoş bir duygu yaratır, özlenen bir cisme sahip olmak, onu eldetmek kısa vaadede mutluluk verir. Fakat böyle "kolay" elde edilen mutluluğun ömrü kısa sürer. Değere sahip olunmaz, değer o kişide oluşur. Bu nedenle o değer ile o kişi arasında pek fark yoktur, ikisi iç içedir. Sadece borç alınmış değerler işlevini bitirdiği zaman çöpe atılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder