10 Mart 2018 Cumartesi

Düşünmek üzerine

Kırkayak hikayesi belki bilinir. Ona sormuşlar, neden o kadar ayaklarla birbirine dolaşmadan yürüyebildiğini. O da durmuş, düşünmeye başlamış, işte o zaman ayakları birbirine takılmış ve düşmüş.

Düşünmekteki asıl mesele burada çok iyi anlatılıyor. Kendini otomatiğe bağlamış, sürekli aynı şeyi yapan biri aniden o mekanizmayı durduruyor ve ne yaptığı şeyi anlamaya çalışıyor. Anlamak ve dolayısı ile düşünmek çok yavaş ilerleyen bir mekanizmadır, çünkü o zamana kadar otomatik gerçekleşen mekanizma bilinçli şekilde gerçekleştirilmek istendiğinde hangi adımın önce, hangi adımın sonra, atılan adımın nereye kadar, diğer bacaklarla nasıl koordine olacağı gibi meselerin kontrollü şekilde sırasına göre işler hale gelmesini anlamak zaman alıyor.

O halde düşünmek için yapılan şeyin dışına çıkıp ona kuşbakışı yapmak gerekiyor. Aynı mesele içinde yaşayarak o meseleyi anlamak olanaksız gözükür. Zaten doktorlar da kendi kendine dışardan bakamadığı için başka doktora görünürler.

Birşeyi anlamak için düşünmek gerekir. Düşünmek o halde ussal bir olaydır. Yukardaki kırkayak meselesini anlamak için bazen bütün parçalara bölünür, ve tekrar birleştirilir. Bu genelde taklit etmek için kullanılan bir metodtur. Bir de görünürde birbirinden bağımsız parçalardan oluşan amorf kümenin elementleri arasında bağlantı kurmak için düşünce gerekir. Buna da yaratılış denir.

Düşünçe hem taklid etmek için hem de yeni bir şey yaratmak içindir. İnsan taklid ede ede anlama becerisini geliştirir ve sonrasında yeni birşey üretir. Bu yüzden çocuklarda yaratıcı düşünme yetisi pek gelişmemiştir, onlar taklid ede ede yaratıcı düşünceye kavuşurlar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder