9 Mayıs 2021 Pazar

Resim uyandırma üzerine


Konuşma esnasında karşımızdaki partnerin ilk sözünden onun ne demek istediğini anladığımızı düşünürüz, ve cümlenin sonu gelmeden sonunu biz zihnimizde tamamlarız. Bu önceden "bilmeye" neden olan unsur ilk kelimelerin zihnimizde resim oluşturmasıdan ve biz o resimi hızla tamamlamamızdan kaynaklanır. Başka bir deyişle, önyargımız burada işler. 

Önyargı ona sunulan resimleri olduğu gibi filtreden geçirmesinden ve duygusal tepki vermekten kaynaklanır. Bu hızlıdır, çünkü herhangi bir eleştiri barındırmaz. Eleştirmek için karşınızdaki kişiyi sonuna kadar dinleme zahmetine katlanmanız, gerekirse anlaşılmayan yerlerin sorgulanmasından doğabilecek gerginliğe tahammül etme nezaketinde bulunmanız gerekir. Her ikisi de yok ise duygunuzla sizde uyandırılan resme tepki vereceksinizdir. 

Konuşmacılar (demagoglar) eleştiri filtresini geçmek için en az iki yöntem kullanacaklardır. Birincisi kullandıkları dilin resim barındırmasına dolayısı ile duygusal olmasına ve herhangi bir eleştiriye fırsat vermemek için de iddiaları ardı ardına sunarak düşünmeye zaman vermemeye özen göstereceklerdir, aksi takdirde konusulanın üstüne düşünmek otomatik tepki vermeyi önleyecektir. Resimlerin sizi etkilememesi için kendinize zaman tanıyın. 

Sorumluluk üzerine


Insan birşeyi neden yaptığını anlamak ister ve "asıl" nedenini bulduğu zaman gönlü ferahlar ve karar alma mekanizmasını anladığını zanneder ki geçmişte yaptığı hataları tekrarlamasın. Açıklayıcı bir neden ile herşeyin çözümünü bulduğunu zanneder, ben ise bunun böyle yürümediğini açıklamaya çalışacağım. 

Yukarda da belirtildiği gibi bu "asıl" nedeni aramak dini bir yaklaşımdır. Birşeyin özü bulunduğunda o şeyin kavranacağı ve çözüleceği varsayılmaktadır. Bunun böyle olmayacağı, aşikardır. Diyelim ki biz insanlar, bizi belirleyen türümüzden ve çevremizden gelen tüm etkenleri biliyoruz, bu yine de bizim şu anda karar verme esnasında iki seçimden hangisini seçeceğimizi belirleyemez. Eğer gerçek anlamda belirlemiş olsaydı özgür irade diye birşeyden bahsedilemezdi ve sorumluluk bize ait olmazdı. 

Freud da geçmişte anne-baba ile yaşanmış olayların bizim hayatımızı belirlediği kanısındaydı. Insanı etkileyen tek bir faktör anne-baba olmuş olsaydı ve özgür iradeye sahip olduğunuz yok sayılsaydı bir defasında öğrendiğimiz şey hayatımızı şartlamış olacaktı ki bunun böyle olmadığı hayatımızın her esnasında özgür karar alma potansiyeline sahip olduğumuz ve kendi kaderimizi kendimiz belirlememizden de anlaşılacaktı. 

Her edindiğimiz deneyimin bizde iz bıraktığı aşikardır. O halde sadece anne-babamızdan öğrendiğimiz şeyler bizi etkilemez, okulda, arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde etrafımızda duyduğumuz şeylerden de etkileniriz. Bizi biz yapan şey bunların toplamından da çok büyük bir şeydir, çünkü her karar alışımız karar almadan önce derin düşünülmesi gerektiren, karar aldıktan sonra hayatımızı bir dahaki karar alışımıza kadar belirlediği için sorumluluk gerektiren bir hamledir. O halde bizi belirleyen "asıl" şey ne ise olsun, biz karar verdiğimizde bir sonraki kararların da izini atmış olacağız. O halde şimdiye kadar ki olan zamanın yanında şimdiki zamanın da çok önemli olduğunu, gelecekte de şu andaki verdiğimiz kararların hayatımızı belirleyeceğini göz önünde bulundurduktan sonra karar verilmesi gerektiğini bilmek lazım. 

O halde önceden alınmış kararların farkına varıp bir dahaki kararları alırken nelere dikkat etmemizde fayda olacaktır. Burada söz konusu olan şey hiç hataya yer verilmemesi değildir. Bütünü göremediğimiz/kavrayamadığımız için her hamle içinde hata barındıracaktır. Sorumluluk almak hata yapmayı engellemez, sorumluluk almak yaptığımız hatanın eksik bilgiden kaynaklandığını anlamamıza yarar ve dolayısı ile bu eksikliği kapatmak için bizi motive eder. Diğer söylemdeki "asıl" neden içimizi rahatlamasına rahatlatır ama hayatımızı değiştirmek için bizi motive edemez, çünkü suçlu veya günah keçisi bulunduğu zaman sorumlulukta elden gitmiş olur. 

Bizim amacımız tek bir hayata sahip olduğunuzu ve hayatımızdan sadece kendimiz sorumlu, dolayısı ile içimizdeki potansiyeli kesfetmeye ve hayatımızı şekillendirmeye mecbur olduğunuzu bilmektir. "Asıl" nedenler açıklayıcı olabilirler ama bizi hayatımızı değiştirmek için motive edemezler. Sorumluluk motivasyon faktörüdür.