28 Ağustos 2018 Salı

Motivasyon ve işine sahip çıkmak

Günlerden bir gün yeni tanıştığım biri işini anlatıyordu. Savcılığa katiplik yaptığını, işlerin yoğunluğundan, ama yine de yaptığı işin değerini bildiğini ve zevkle de çalıştığını söyledi. Savcının bir kaç yeraltı şebekesini tutuklattığını, bu işler için tüm evrakları kendisinin düzenlediğini anlattı. "En acı olan taraf ne biliyor musun?" dedi. "Adalete güvenerek onca yoğun çalışmanın sonucunda tutuklanan şahısların hiç ceza almadan ellerini kollarını sallayarak gezmeleri." diye devam etti.

Burada söz konusu olan birkaç unsur var. Birincisi kendi görevini yapan ve emeğinin çöpe atıldığını gören memur bir daha nasıl motive olabilir?  Hiç olmaz. İkincisi devlet güvenirliğini yitirmiştir. Üçüncüsü bu tür olaylar ağızdan ağza yayılacağı için memurların da kendisini riske atacak herhangi bir eylemde bulunmayacakları ve dolayısı ile işi sadece "zaman öldürmek" için zorunlu görev olarak algılayacakları sonucu çıkacaktır. Bu durumda gelişme sağlanabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Gelişme bir kültür meselesidir. Yaptığı işin işe yaramadığını gören demotive olur. 

26 Ağustos 2018 Pazar

İnsan geleceği için yaşar

Üç zaman birimi vardır: geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman. İnsanın geçmiş zaman ile meşgul olması şimdiki zamanı anlaması içindir. Gelecek zaman olmamış olsaydı, şimdiki zamanı anlamak için geçmişte herhangi bir olgu şimdiki zamanı açıklamak için kullanılırdı ve herkes mutlu olurdu. Geçmiş zamandaki olguların doğru seçilmiş olduğunu öngörülerin doğru olup olmadığı gösterir. O halde sadece anlamak yetmez, öngörünün de doğru olması gerekir.

Olayı daha anlaşılır kılmak için bir iki örnek vermek lazım. Depremi anlamak için geçmişteki yaşanmış depremler incelenir. Bu incelemeler öngörüsüz bir işe yaramaz. Ancak ve ancak incelemeler sonucunda yapılmış öngörüler sonrası olayın anlaşılıp anlaşılmadığı tastik edilmiş olunur. 

Bugünkü olayları anlamak için de geçmişteki benzer tarihsel olaylar incelenir. Tarihsel olayların zaafı çok olmasından kaynaklanır. Geçmişte
herhangi bir olgunun şimdiki zamanı açıklamak için kullanılabileceği kanısı hakimdir. Oysa o olgunun doğru olup olmadığı yapacağı öngörü ile değerlendirilmelidir. Yapılan öngörüler geçmişteki seçimin doğru olup olmadığını tastikler.

Aynı mekanızma inanç için de geçerlidir. Şimdi nasıl yaşanması gerektiğini geçmişte örnek kişiler baz alınarak görülür. Bu düşünceye göre gelecek belli olduğu için doğru kararların verilmesi insanın zaman çizgisinin dışına çıkıp çıkmamasından kaynaklanır. O halde insanın tek görevi geçmişteki olayları tekrarlamasında yatar. Zaman çizgisinin dışına çıkıp çıkmamasını günah denetler. Yukardaki yapılan açıklamaları toparlarsak öngörü yapmak için günah işlemek gerekir, çünkü her öngörü zaman çizgisinin dışına çıkacaktır. Bu da gelişme ile yakından alakalıdır.

Başka denetleyici unsur ise alışkanlıktır. Alışkanlık da herşeyin eskisi gibi seyir edeceğine inanır. Öngörü alışkanlığın ötesine çıkmalıdır.

21 Ağustos 2018 Salı

Toplamak üzerine

İyi potentiele sahip olmayan ve kendine hedef belirleyemeyen biri en azından bilgi toplamalı, hem de her yöne doğru amaçsızca bir bilgi. Günün birinde geçmişte ne için topladığını bilmediği o bilgiler diğer bilgilerle harmanlanıp yeni bir birşeyler oluşturacaktır, hem de aniden, farkına varmadan. Yeter ki sabırla toplamaktan vazgeçilmesin.

Über den Sinn

Es gibt eine Menge junge Leute, die sich des Nichtstuns überdrüssig sind und sich eine bessere Zukunft aufbauen wollen als stillzusitzen. Ihr Pech ist aber, dass sie sehr leicht von einem Rattenfänger verführt werden können, der deren Schicksal bestimmt. Was ihnen fehlt ist ein wirklicher Grund, der sie zusammenschweisst. Den Intellektuellen steht die Aufgabe zu, alternative Gründe zu liefern, die die Freiheit als Ziel haben und statt Sackgassen die Freiheitsgrade erhöhen. Die Intellektuellen haben statt echte Alternativen Pseudogründe geliefert. Sie haben damit nicht nur die Leute verwirrt und abhängig gemacht, sondern sich auch unangreifbar gemacht, sie sind quasi heilig gesprochen worden. Nun ist es Zeit, die Scheingefechte aufzugeben und die Heiligen von ihrem Thron zu stossen. Es ist nichts heilig als das Leben selber und das Leben hat seinen eigenen Sinn. Der Sinn eröffnet sich nur dem, der sinnhaft lebt. Nur der Aktiver gibt den Sinn selber, wer dagegen dem Rattenfänger zum Opfer fällt, dem wird der Sinn von außen gegeben. Wer sein Leben dem Sinn eines Anderen unterordnet, der verlebt sein Leben.

9 Ağustos 2018 Perşembe

Sorumluluk üzerine

Herkes kendi hayatından sadece kendisi sorumludur. Çoğu zaman iyi niyetle tavsiye niteliğinde verilen öğütlerden biri: müslüman olarak seni uyarıyorum, şeklindedir. Bu tür tavsiyelerin özünde sorumluluğu başkasına devretmek yatar. Tavsiye eden kişi sadece bir müslüman olarak görevini yapmıyor, aynı zamanda tavsiye ettiği için "bilir kişi" oluyor ve "bilmeyenden" kendini sorumlu hissediyor. Herşey iyi niyet altında yapıldığı için öğüt alan karşı çıkamıyor. Bu bilinçaltı etkilemesidir. Siz karşı çıkmadığınız sürece sorumluluğu başkasına veriyorsunuz, demektir. Sorumluluk elinizden gittiği zaman başkasının hayatını yaşıyorsunuz demektir. Bu da kendi doğanıza aykırıdır. Sizi sizden başkası daha iyi bilemeyeceği için en güzel cenneti kendiniz inşaa ederseniz, başkasına ihtiyacınız yoktur.

7 Ağustos 2018 Salı

Çarıklı milyoner

Türkler milyoner gibi yaşıyor, milyoner. Hatta ve hatta hiç ölmeyecekmiş gibisine. Herşeyin satın alınabilir mantığı ile yaşıyor. Çevreyi istediği kadar kirletebilecek olduğunu davranışı ile teyit eder. Sadece çevreye çöp atmakla yetinmiyor, bunun yanında enerji ve besin kaynaklarını da hor görür. Kendisinden başkasının da aynı şeye ihtiyacı olup olmadığına pek bakmaz, onun için o anki hazzın giderilmiş olması mühümdür, çünkü kıstası onun kendini başkasının gözünde "en"lerin içine sokabilmesidir. "En"lerin içine girebilmek için milyoner gibi yaşar, hem laf ile, hem de tüketim yönünde herşeyi israf eder.

Başkasından da "en"li sözcükler duymayı ister. Bu onun duygusunu okşar. Bu tür davranışın sonucu israfcılıktır. Sadece laı israf etmez, aynı zamanda doğal kaynakları da talan eder, çünkü milyonerin herşeyi tüketme hakkı olduğunu zanneder, hem de sorumsuzca tüketmek hakkı.

Kafasında en doruklarda yaşayan birinin üretmeye ihtiyacı yoktur. Üretkenlik zorunluluktan kaynaklanır, ya kıtlık vardır, ya da sunni şekilde kıtlık yaratılır ki, üretmeye bir neden doğsun. Milyoner gibi yaşatan birinin neden üretmeye ihtiyacı olsun ki? Onun için bir neden yoktur, o isteğini herhangi para ile satın alır. Bir de bu tarz yaşam şekli kültür halini almış ise, insanlar toplum olarak tüketici, tek amaçı harcamak olacaktır.

Sunni şekilde kıtlık nasıl yaratılır? Mesela az konuşup fazla dinlemek ile, yani kelimelerle cimri olunması gerekir. Konuştuğu şeyin arkasında durup sorumluluk alması gerekir. Her ağızdan çıkan lafın arkasındaki doğuracak sonuçlara katlanması gerektiğini, o yüzden az söz verip tutarlı olmayı öğrenmek ile kıtlık yaratılır. Tutarsız şekilde laf salatalığı yapmanın kendi kendini kandırmaktan başka birşey olmadığını, konuştuğu sözler için açık kapı bırakılmayacağını bilmek ile sunni kıtlık yaratılabilir.

Bir diğer alan ise doğal kaynakların sınırlı olduğu bilincinin yerleşmesi ve bu kaynakların azami şekilde nasıl kullanılması gerektiğini araştırmak ile sunni veya gerçek kriz bilinci yaratılabilir. Doğal kaynağı sonsuz şekilde kullanma hakkına sahip olduğunu düşünen yaratıcılıktan yoksun kalır. Kaynakların sınırlı olduğu duygusu ile onu az tüketerek veya tüketmek için çare arayarak yeni yöntemler veya yeni aletler geliştirilebilir. Geliştirilen aletlerin özüne bakıldığında çoğunun zaman ile yaraştığını, zamanı daha verimli veya daha hızlı kullanım üzerine yoğunlaştığı görülür. İnternet mesela bilgi akışını hızlandırarak ona erişimi kolaylaştırmış, zamandan tasarruf etmeye yaramıştır. Daha gelişmiş arabalar yakıtı en aza indirerek doğal kaynaklardan tasarruf etmek için geliştirilir. Yeşil enerji insanoğlunun ihtiyacı olduğu enerjiyi yine yenilenebilir yoldan bulmak içindir. Yeni buluşlar cimrilik işidir, bonkürlük değil.