Çoğu insan "Hakikat nedir?" sorusuna somut bir yanıt bekler. Matematikte olduğu gibi 2+2=4 benzer bir formül ister. Böyle birşeyin olamayacağını göstermeye çalışacağım.
Hakikat, atomik düşüncenin bir kalıntısıdır. Atomun atom olması onun daha başka küçük birimlere parçalanabilir olmayışı düşüncesinden kaynaklanır. Madde yeterli derecede parçalandıktan sonra bir "öz" ortaya çıkacağı düşüncesinden kaynaklanır. Bu düşüncenin başka versiyonu hakikattir. Hakikat de atom gibi daha başka şeylere parçalanamayan özden oluştuğu düşüncesidir.
Bu düşünce "kendibaşınarlık" ilkesini de içinde barındırır. Onun çevreden ve diğer ögelerden ayrı olabilme yetisine işaret eder. Atomun parçalanabilir olduğu keşfedildikten sonra bir özden bahsetmenin ne kadar anlamsız olduğu görüldü, çünki atom parçalandıkca onun daha küçük birimlerden oluştuğu keşfedildi. Atomu atom yapan öge onun içindeki karmaşık bir düzenden oluşmasıdır. O içindeki karmaşık düzenin toplamından daha fazladır.
Burada etken olan iki şey vardır: Birincisi içten gelen kuvvet morfolojik yapayı etkilemesi, bir de morfolojik yapının içteki yapıyı etkilemesidir. Buna en isabetli örnek beyin ile verilebilir. Beynin kendi yapısı olguların algılanmasını etkiler, algılanan şeyler de beynin yapısını etkiler. Bu kendi kuyruğunu kovalayan köpeklere benzer. Beyin çevresi ile irtibata girdiği zaman kendi oluşumunu kendisi yapar. O halde herkes kendi beyin yapısından sorumludur.
Böyle bir iç içelik sürecinde prosesin herhangi bir yerinde fotograf çekerek o olguyu sabitleştirmektir hakikat arayışı. Bir saniye sonra durum kendini değiştirecektir, çünkü tabiat dinamik yapıya sahiptir. O halde hakikat arayışı dinamik ve anlaşılması bir hayli zor tabiatı kavrama çabasına verilen isimdir.
Buradaki sorun çisimlerin bağımsız ve tek başına var olabilme yetisi olduğu düşüncesinden kaynaklanıyor. Oysa durum çok daha değişiktir. Atom salgısı bu sebeple yanlıştır. Her olgu diğer olgular içersinde bir ağın parçasıdır. Onun değişimi diğer ögeleri etkiler ve diğerlerinin de değişimi onu etkiler. Böyle dinamik bir yapıda tek hakikat, eğer hakikatten bahsedebiliyor ise, cisimler arasındaki bağlantıyı kavramaktır. Bağlantı dinamik bir yapıya bağlıdır ve atomik parçalara bölünemez. Bu durumda varlığını yitirir.
Hakikat yerine alternatif bir anlayış şekli benimsenmelidir. Bağlantı (ilişki) flu bir terimdir. Elle pek tutulur yanı yoktur. O halde bağlantı gibi dinamik terimler bataklıkta yürümeye benzer. Basılan yere dikkat edilmezse cezası çekilir, iyi yanı insanı sürekli tetikte olmaya teşvik etmesidir. Evet, her ne kadar algımız sınırlı olsa da batmadan yürüyebiliriz.