28 Şubat 2019 Perşembe

Hakikat üzerine

Çoğu insan "Hakikat nedir?" sorusuna somut bir yanıt bekler. Matematikte olduğu gibi 2+2=4 benzer bir formül ister. Böyle birşeyin olamayacağını göstermeye çalışacağım.

Hakikat, atomik düşüncenin bir kalıntısıdır. Atomun atom olması onun daha başka küçük birimlere parçalanabilir olmayışı düşüncesinden kaynaklanır. Madde yeterli derecede parçalandıktan sonra bir "öz" ortaya çıkacağı düşüncesinden kaynaklanır. Bu düşüncenin başka versiyonu hakikattir. Hakikat de atom gibi daha başka şeylere parçalanamayan özden oluştuğu düşüncesidir.

Bu düşünce "kendibaşınarlık" ilkesini de içinde barındırır. Onun çevreden ve diğer ögelerden ayrı olabilme yetisine işaret eder. Atomun parçalanabilir olduğu keşfedildikten sonra bir özden bahsetmenin ne kadar anlamsız olduğu görüldü, çünki atom parçalandıkca onun daha küçük birimlerden oluştuğu keşfedildi. Atomu atom yapan öge onun içindeki karmaşık bir düzenden oluşmasıdır. O içindeki karmaşık düzenin toplamından daha fazladır.

Burada etken olan iki şey vardır: Birincisi içten gelen kuvvet morfolojik yapayı etkilemesi, bir de morfolojik yapının içteki yapıyı etkilemesidir. Buna en isabetli örnek beyin ile verilebilir. Beynin kendi yapısı olguların algılanmasını etkiler, algılanan şeyler de beynin yapısını etkiler. Bu kendi kuyruğunu kovalayan köpeklere benzer. Beyin çevresi ile irtibata girdiği zaman kendi oluşumunu kendisi yapar. O halde herkes kendi beyin yapısından sorumludur.

Böyle bir iç içelik sürecinde prosesin herhangi bir yerinde fotograf çekerek o olguyu sabitleştirmektir hakikat arayışı. Bir saniye sonra durum kendini değiştirecektir, çünkü tabiat dinamik yapıya sahiptir. O halde hakikat arayışı dinamik ve anlaşılması bir hayli zor tabiatı kavrama çabasına verilen isimdir.

Buradaki sorun çisimlerin bağımsız ve tek başına var olabilme yetisi olduğu düşüncesinden kaynaklanıyor. Oysa durum çok daha değişiktir. Atom salgısı bu sebeple yanlıştır. Her olgu diğer olgular içersinde bir ağın parçasıdır. Onun değişimi diğer ögeleri etkiler ve diğerlerinin de değişimi onu etkiler. Böyle dinamik bir yapıda tek hakikat, eğer hakikatten bahsedebiliyor ise, cisimler arasındaki bağlantıyı kavramaktır. Bağlantı dinamik bir yapıya bağlıdır ve atomik parçalara bölünemez. Bu durumda varlığını yitirir.

Hakikat yerine alternatif bir anlayış şekli benimsenmelidir. Bağlantı (ilişki) flu bir terimdir. Elle pek tutulur yanı yoktur. O halde bağlantı gibi dinamik terimler bataklıkta yürümeye benzer. Basılan yere dikkat edilmezse cezası çekilir, iyi yanı insanı sürekli tetikte olmaya teşvik etmesidir. Evet, her ne kadar algımız sınırlı olsa da batmadan yürüyebiliriz.

15 Şubat 2019 Cuma

Hepsi ne için?

İnsan neden bu kadar zahmete katlanıp, kitap okuyor, bilinçlenmeye çalışıyor? Oturduğu yerde oturup rahat bir hayat da sürdürmek yerine neden bu kadar yükün altına giriyor? Bu bu kadar zevkli olmasaydı onca zahmetin altına girer miydi? Hiç zannetmiyorum.

O kendi kendini anlamadığı gibi başkasını da anlamıyor. Her söylediği veya duyduğu şeyin arkasında yatan motifi bilmediği için anlamlandırmaya çalışıyor. Çoğu zaman söyleyen bile söylediği şeyin arkasında yatan gayeyi bilmiyor. Tek anlamak ve anlamlandırmak için insan bu yükün altına giriyor. Aslında merak eden için bunlar yük değil, zevktir. Anlamak ve anlamdırmak zevk verir.

Anlam kabul görmedikce anlam sayılmaz. O teyit edilmedikce tek kişinin vizyonu da olabilir. İstisnai olarak dahiler kendisinden çok sonra anlaşılırlar ama onlar nadir görülürler. Yine de toplum malı haline dünüşmesi için teyit edilmesi gerekiyor.

Kitaplar teyit edilmiş bilgilerdir. Onlar daha önce anlamlandırma çalışmalarıdır. Bu nedenle kitap okuyarak başkasının anlamlandırmadısını tanımak gerekiyor. Başkasının nasıl yaptığına bakarak anlam örmemiz gerekiyor, ama bu körü körüne yapılan bir işlem değildir. Biz bizden önceki anlamın dışına çıkamıyor isek sadece tekrar ediyoruz demektir.

Bu aslında anlam paradoxudur. Anlam hem teyit edilmesi gerekiyor hem de şahsi olması gerekiyor. Teyit edilirse şahsi olmaz, edilmezse de toplumun olmaz.

10 Şubat 2019 Pazar

Tez, antitez, fritöz

Tez, antitez, sentez lafını bilmeyen yoktur. Bun gerçekten ne anlama geliyor? Yeni birşeyin oluşması şeylerin zıtlıklarından geçer, diyor. Kaba olarak bakıldığında bu söz doğru gibi geliyor, ama olayın detayına bakıldığında tam doğru olmadığı keşfedilecektir.

Siz hiç karşıt takımları tutan taraftarların veya karşıt partiyi tutanların fikir çatışmasından yeni birşey doğduğunu gördünüz mü? Doğru söylemek gerekirse ben görmedim. Siz de göremezsiniz, çünkü çatışmadan birşey doğmuyor. Einstein, problemleri doğuran aynı yöntem ile o problemin çözülemiyeceğini söyler, çünkü aynı yöntem aynı problemi doğuracaktır.

Pekala çözüm nasıl olabilir? Yeni yöntem geliştirerek. Yeni yöntem de fantazi ile olabilir tabii, yani siz sizi sınırlayan şeyleri aşmadıkca o problemi çözemezsiniz. Siz yukardaki o çatışmayı başka bir alana taşımadıkca aynı yerde kürek çekersiniz. O halde yukardaki "tez, antitez"e hayal (fantazi) eklemedikce O problemin dışına çıkılamaz ve o problem fritöz olur.