İnsan neden bu kadar zahmete katlanıp, kitap okuyor, bilinçlenmeye çalışıyor? Oturduğu yerde oturup rahat bir hayat da sürdürmek yerine neden bu kadar yükün altına giriyor? Bu bu kadar zevkli olmasaydı onca zahmetin altına girer miydi? Hiç zannetmiyorum.
O kendi kendini anlamadığı gibi başkasını da anlamıyor. Her söylediği veya duyduğu şeyin arkasında yatan motifi bilmediği için anlamlandırmaya çalışıyor. Çoğu zaman söyleyen bile söylediği şeyin arkasında yatan gayeyi bilmiyor. Tek anlamak ve anlamlandırmak için insan bu yükün altına giriyor. Aslında merak eden için bunlar yük değil, zevktir. Anlamak ve anlamdırmak zevk verir.
Anlam kabul görmedikce anlam sayılmaz. O teyit edilmedikce tek kişinin vizyonu da olabilir. İstisnai olarak dahiler kendisinden çok sonra anlaşılırlar ama onlar nadir görülürler. Yine de toplum malı haline dünüşmesi için teyit edilmesi gerekiyor.
Kitaplar teyit edilmiş bilgilerdir. Onlar daha önce anlamlandırma çalışmalarıdır. Bu nedenle kitap okuyarak başkasının anlamlandırmadısını tanımak gerekiyor. Başkasının nasıl yaptığına bakarak anlam örmemiz gerekiyor, ama bu körü körüne yapılan bir işlem değildir. Biz bizden önceki anlamın dışına çıkamıyor isek sadece tekrar ediyoruz demektir.
Bu aslında anlam paradoxudur. Anlam hem teyit edilmesi gerekiyor hem de şahsi olması gerekiyor. Teyit edilirse şahsi olmaz, edilmezse de toplumun olmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder