Gelinen yol bu: Alternatif gazetecilerin düzünlediği özgürlük toplantısında ilk konuşmacı zor durumda çalıştıkları için yardım çağrısında bulunması, başka bir gazeteci kendini tarihci olarak tanıtıp yine aynı çağrıyı yaptıktan sonra bir başka gazeteci tüm sorunların kürtlerden kaynaklandığını söylemesi sadece olayın ciddiye alınmadığını götermez aynı zamanda kalite sorunu olduğuna da işaret eder. Bu konuşmacılar durumun farkında değiller. Almanyada bulunmak ile sadece Türk gazetecileri ile rekabet yapmıyorlar, aynı zamanda Alman gazetecilerle de rekabet yapıyorlar. Sorunları sadece kaynak sağlamakta yatmıyor, gazeteciliğe kaliteyi yakalamakta nasıl bir yol çizilmesi gerektiğinde yatıyor. Türk halkının çok yazana değil, kaliteli yazana ihtiyacı olduğunu ve kaliteli çalışmanın kendini takip eden bir kitleyi yakalayacağını unutuyorlar. Çok yazık.
26 Ocak 2019 Cumartesi
Kalite üzerine
Fizik ve rüya üzerine
Gerald Hüther'e göre Aristoteles şu cümleyi "tertium non datur", yani "üçüncü yok" söylerken hata yapmış, diyor. Bu görüşe göre herhangi bir ifade ya doğrudur, ya da yanlış, üçüncü bir olasılık yoktur.
Hüther fizikcilerin üçüncü bir olasılıkla da çalıştıklarını, bunun fizikciler dışında pek bilinmediğini söylüyor. Buna imajiner sayılar deniyor, yani hayali sayılar. Komplex sayılar şöyle ifade edilir: C = a + ib. Burada "a" ve "b" reel sayılar, "i" ise imajiner.
İmajiner hayali (rüya), şimdiye kadar gerçekleşmemiş ama içinde gerçekleşme potansiyeli bulunan sayılardır. Birşey ya vardır, ya yoktur denirken zamanda gelişme gözardı edilir, üçüncü şeyin oluşabilecek hayal, vizyon olması ise değişimin kaynağını gösterir. Hayal hareket kaynağıdır.
20 Ocak 2019 Pazar
Birlik ve beraberlik üzerine
Nedeni olan herşeye katlanır, der Nietzsche. Modernleşmenin getirdiği negatif etki, insanları yaşam nedeni bulmakta yanlız bırakmasıdır. Kendi başına ve yanlız bırakılan kişi kendini gereksiz hisseder ve yaşam sevincini yitirir. Tekrar hayata sarılması için gerekli olan bir neden bulması tek başına kaldığı zaman üstünden gelemeyeceği şekilde efor gerektirdiği için itici gelir. Bu nedenle insanlar sığınacak, ısınacak bir yer ararlar. Bunu da cemaatler üstlenmiş durumdadır. Cemaatlerin ayakta kalması için bir düşmana ihtiyacı vardır. Düşmanlar onlar için beraber olma nedenidir. Kendi kendilerine sıkı yapışmak için düşmanın çok tehlikeli olduğu gösterilmelidir. Düşmana karşı gelinirkenki kenetlenme ısıtıcıdır. Bu sıcaklığı hisseden biri her ne pahasına olursa olsun modernleşmenin verdiği soğuk havayı hissetmek istemeyecektir. Her ne kadar yalan söylense, hak yense de yine o aldırış etmeyecektir, çünkü yanlızlığın getirdiği soğuk hava yaşama nedenini elinden alacaktır. Nedeni kendi aramak insanı hem özgürleştirir, hem de soğutur. Kış havasına alışamayan kendini ışıtmak için bir çatı arıyacaktır. Askerlikte ve cemaatlerde olan durum aynıdır. Askerde de komutanların sert olması arkadaşlığı pekiştirir. Bunu eğiticiler bilir. Bu nedenle erkekler arasında asker arkadaşı olmanın ayrıcalığı vardır. Aynı cemaatte olan ve aynı yerde aslerlik yapan aynı yakınlığı hisseder. Moderleşme hissin ötesindedir. Aklın getirdiği soğuk hava bağışıklık sistemi sağlam olmayanı hasta eder.
Eğer düşman yok ise sürekli düşman yaratıp hayali tehlike ile karşı karşıya olunduğunu sunmak insanları birbirlerine daha da kenetler. Bütün tehlikenin ortadan kalkması ile tüm amaçların da kaybolması depresyona yol açar. Bu nedenle bazı kişiler tehlikeli spor dalı şeçerek kendilerini sunni şekilde tehlikeye sokarak amaç edinmeye çalışırlar. Bir topluluğu ayakta tutmak için ya düşman ya da tehlike şarttır, en azından bunu ısınmaya ihtiyacı olanlar hissederler, kendi yoluna gidenler değil.
13 Ocak 2019 Pazar
Motivasyon, psikiloji, felsefe ve politika
Psikoloji bireyin iç dinamikleri ile uğraşır. Yani o kişinin duygularını, alışkanlıklarını irdeleyerek kendisini tanıma fırsatı sunar. Kişilik tek bireyden oluşmadığı ve diğer fertlerden de etkilendiği için psikolojinin erişim noktası sınırlıdır. Kişi kendini aşmak istediği zaman mutlaka felsefe ile ilgilenmelidir. Felsefe kişiye ufkunu aşma ve özgürleşme fırsatı sunar. Diğer fertlerle olan ilişki üzerine kuruludur. İyinin-kötünün, güzelin-çirkinin, doğrunun-eğrinin ve olması gereken ve gerekmeyen şeylerle ilgilenir. Daha çok ortak hareket ederken ne gibi sorunların doğduğu veya ortak hedef belirlemede etkilidir felsefe.
Ortak hareket etmede doğabilecek sorunların çözümünün güvencesi ise politika tarafından sağlanır. Politika bir nevi toplumsal anlaşmanın kağıda dökülmüş halini yansıtır. Şimdi bunu yanlış anlayanlar politikanın "benim dediğim dedik" düşüncesi olduğu yanılgısına kapılabilir, çünkü kararın tek kişi aldığını zannedebilir. Oysa karar muhabakata varma sanatıdır. İkna olmatan kişi o "yasayı" desteklemez.
Burada amaç yukarda da psikolojiyi tanımlarken bahsi geçen korku ve endişeleri gidermekte güvence sağlamaktır. Bireyin kendi kendini özgür şekilde ifade etme güvencesinin garantörlüğünü üstlenecek bir kurumun olmasıdır.
Birey toplumda ancak ve ancak güvence sağlayan nötr garatör olduğu zaman daha sağlıklı olacaktır. Politikanın görevi her ferte aynı mesafede olmayı sağlayan yasaların tasarımıdır. Kendini politik anlamda güvencede hisseden birey ufkunu felsefe ile açacak ve bireysel korkusunu yenecektir, çünkü hata yapma korkusu ancak ve ancak düştüğü zaman kendini tutacak bir ağın olduğu zaman yenilir. Her yapılan hata felakete yol açıyor ise orada yeni şeyleri deneme güvencesi de yoktur. Politika hata yapma toleransını yükseltmek için kurgulanmalıdır, kusursuz bir düzen kurmak için değil.
Motivasyon dış kaynaklı olamaz. Araştırmalarda da görüldüğü gibi mükafat kaynaklı motivasyonlar bile uzun ömürlü değildir. İçten gelen motivasyon, yani birşeyi yapma sevdası olmadıkca kalıcı olamaz. Motivasyon korkudan arınmış, kendini güvencede hisseden fertlerde belirir. Ufkunu aşmak isteyen, sadece o amaç için beraber yürüyecek fertlerle ağ kuracak ve bu ağın güvencesinin de sağlandığı takdirde yoluna devam edecektir. Amaç hedefe ulaştığı zaman başka bir amaç için daha değişik fertlerle beraber olunması gerekir. Her amaç aynı grupta gerçekleşemez. Amaçlar kısmidir ve ömrü sınırlıdır, kalıcı değil. Politika bu "yıkım" ve "yeni oluşumları" desteklemelidir.