30 Nisan 2017 Pazar

Uyuyan dev üzerine

Türklerin sorunu uyumak değildir, uykudan uyanmaktır. Hala uyumakta olduklarına dair işaret aranırsa bunu çok kolay gözlemlemek mümkündür. Genel olarak bakıldığında çoğunluk ya bir kurtarıcı bekliyor, ya da eski kurtarıcıları özlüyordur, ama kendisi çıkıp da değişiklik olmasını istemez. İstese bile ne yapacağını bilemez. Bunu da çok normal karşılamak gerekir, çünkü yıllarca bastırılmış, kendi başına bir iş yapamaz hale gelmiş ve serbest olduğu zaman da özgürlüğü ile ne yapacağını bilmeyen birini hoş görmek gerekir. Sonuç, pasifliğin erdemlik olduğu bir kültür yaratılmıştır. Bu nedenle her aktif çaba birileri tarafından engellenir, mahalle baskısı da buradan gelmektedir zaten.

Bu da yetmiyormuş gibi islami değerlerle halk daha da pasif duruma düşürülmektedir. Eğer bu durum istenmiş bir durum olsaydı sorun teşkil etmezdi. Bir taraftan pasiflik teşvik edilirken, diğer taraftan da kalkınmak isteniyor. Yani aslında kendi seçtikleri durumdan kendileri şikayetçi, çünkü diğer ülkeler yerinde durmadıkları için onlarla kıyaslama yapıldığı zaman eksik yönlerini keşfediyorlar. Bu da özgüven eksikliğine sebep oluyor. Türkler bu çelişkiyi bilmeyerek yaşıyorlar ve nasıl üstesinden gelineceğini bilmiyorlar.

Sundukları çözüm ahlaki değerlere daha sıkı yapışmak olduğu için, üstünde oturdukları dalı kesmiş oluyorlar. Aradıkları çözüm pasiflikte değil aktivitede olmalıdır. Aktiflik herkesin zoraki birbirine benzemesinde değil, herkesin kendi potansiyelini bulmasında yatar. Bu da ne oluyor? Şimdiye kadar alışılagelmiş değer ve yargıların biraz daha esnemesi, insanları yeni şeyler denemeye teşvik edecek ve kendi kabiliyetlerine güveni artıracaktır. Innovasyon sınama ve yanılma ile gerçekleşir. Innovasyon için özgür ve cesur fertlere gereksinim vardır. Özgürlük kültüründe ancak uykudan kalkmak mümkündür, pasif bir yaşamda değil.