23 Eylül 2018 Pazar

Basit bir hesap: Ceviz işlemesi

Çeviz işledikten sonra elinize bulaşan boyanın ne olduğunu merak ettiniz mi hiç? Boyanın ne zaman elinizden çıktığını biliyor musunuz? Bu gibi sorularla ya karşılaşırsınız, ya da size sorulur. Pekala boyaya ne olduğunu biliyor musunuz?

Aslına bakılırsa ben de bilmiyorum. Ama şöyle fikir yürütmek mümkün. El derisine iyice işlemiş olan boya bir daha çıkar mı? Bence hayır. En azından kısa zamanda çıkmaz. Bunu test etmek için deney yapmak şarttır ama yine de şöyle bir mantık yürütmek mümkündür: boya hüçrelerden çıkmadan önce hücreler kendisini yeniler ve böylelikle boya eski hüçrelerle atılır. Boyanın "uçuş" zamanı hüçre yenileme zamanı ayni orantılı olmalıdır. Her 28 günde deri kendini yeniliyor. O halde boyanın elden çıkması bir ay civarında sürmeli...

4 Eylül 2018 Salı

Kural ve yaratıcılık üzerine

İlk önce kural toplumsal bir anlaşmadır. Eğer o yukardan inme diretmeci ise, pek işe yaramaz. O gönüllü, herkes tarafından kabul gören kurallar ise ona uyan da o kadar fazla olur. Kural iletişimi hızlandırmak için veya bazı istenmedik hamleleri önlemek için konulur. Kuralların işlev kazanması için toplumsal uzlaşma şarttır.

Her uzlaşmanın bir yaptırımı da olur. Bu uzlaşma bağlayıcıdır. Yaptırımsız uzlaşma bir işe yaramaz, çünkü çiddiye alınmaz. Ciddiye alınması için kuralların bağlayıcı olması gerekir ki, güvenilir olsun. Güvencede olmak için insan kendi çıkarına ters düşen şeyleri de yapmak zorundadır, çünkü eninde sonunda kendisi de bir zaman yayarını görecektir.

Çok kuralcılık canlılığı yetirmeye sebeb olur. Hiç kuracılık da kaosa dönüşür, çünkü o zamanda kendi egosunu tatmin etmek isteyenlerin sayısı çoğalacaktır. Sağlıklı olması için ikisinin arasında bir denge yakalamak gerekir. Daha doğrusu kuralları yaratıcı olmak kullanmak gerekir.

Kurallarla yaratıcılık nasıl bağdaşır? Kural bir şeye şekil vererek o şeyin nasıl algılanması gerektiğini söyler. Çümle kurarken bile kafanıza göre kuralsız cümle kurarsanız bunu sizden başka kimse anlayamaz. Sadece kurallara bağlı cümle kurarsanız da burada kendi şahsiyetiniz ortaya çıkmaz. Sizi siz yapan kurallara rağmen kendinize özgü kurduğunuz cümlelerdir. Pekala bu nasıl oluyor? Yani, nasıl yaratıcı olunur? Yaratıcı olmak için var olan kurallar bilinmesi gerekiyor. Sonra bu kurallar bozulur ve yeniden düzenlenir. Bu yeni düzenleme sizin isteğinize/ihtiyacınıza göredir. İlginiz/ihtiyacınız sizi diğerlerinden ayırır.

Kuralların işlemediği yerde siz yeni kural koymak zorundasınız. Yeni kural eski kuralın eksiğini tamamlar ve yerine yeni doğabilecek sorunlara karşı önleyici tedbir alır. İşte yaratıcılık var olan şeyi bozarak yeniden yapıştırmaya denir. Bu yeni olgu eski olgunun toplamından daha fazladır.

1 Eylül 2018 Cumartesi

Düşünmek fikre sahip olmaktır

Kime sorulursa sorulsun düşünme konusuna gelince herkes aynı fikirdedir: herkes düşündüğünü söyler, çünkü düşünmek yüce bir yeti olarak kabul edilir. Ama zanmediyorum ki düşünmek en az bilinen şeylerden biridir. Düşünmek hatırlamak anlamına gelmez. Hatırlamayı bilgisayar bize göre daha hızlı ve kusursuz şekilde yapar. Bu durumda bilgisayarın düşündüğünü söyleyebilir miyiz? Bence hayır.

Peki o halde düşünmek nedir? Düşünmenin tabii ki tabanı hatırlamakdır. Ama düşünce hatırladığı şeyi hiç birşey eklemeden naklettiği zaman düşüncemidir? Hayır. Düşünce hatırladığı şeyler arasında bağlantı kurup yeni bir fikir oluşturduğu zamandır. Fikir hatırlanan şeyler üzerine düşünmektir, o hatırlanan şeylerden daha fazlasıdır, o yeni bir fikirdir.

O halde çok konuşanlar çok mu düşünürler? Bunu genelleleme kaydı ile negatif yanıtlayabiliriz. Çok konuşanın düşünüp düşünmediğini anlamak için onun olguları tekrarlayıp tekrarlamadığına ve yeni fikirler ekleyip eklemediğine bakmak yeterlidir.