Birşey yaptırmak isterken neden bir "dayı" ya ihtiyaç duyulduğunu sorguladınız mı hiç? Bunu anlamak için "dayı" nın ne olduğunu ve ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Dayı bir arabulucudur. O işi yapanı tanıyan ve onunla iyi bir ilişkisi olan biridir.
Görev dağılımının ve şeffaflığın belli olduğu ülkelerde o işi yaptırmak için görevliye dilekçe verilir, görevli yetki sınırları alanında ne yapılacağına karar verir ve yapar. Eğer görevli görevini yapmıyor ise itiraz etme yolu açıktır.
Görev dağılımı muğlak ve şeffaf değil ise o zaman iş yapma konusu da keyfiyete bağlı olacaktır. Işte o zaman keyfini yapmak için bir dayıya ihtiyaç duyulacaktır. Işte burada normal bir iş yaptırmak için sosyal bağın önemi ortaya çıkar. Siz artık bulunduğunuz ortama bağımlı olursunuz. O ortamdan ayrı yaşayamazsınız.
Keyfi yapılması gereken şahıs sayısı birden ikiye çıkmış olur: hem dayı hem de iş erbabı. Dayının da işi keyfi yaptığını düşünürseniz, yaptırmak istediğiniz küçük bir iş çok zaman alabilir. Dayı kendisinin gerekli olduğunu hissettirmek için muğlak hareket edecektir. Verdiği sözü keyfine göre tutacak, keyfine göre tutmayacaktır. Bu keyfilik ona duyulan bağımlılığı daha da arttıracaktır.
Pekala bu nasıl önlenir? Güven ile. Işi yapan şeffaflaşarak ihtiyacı olanların güven duymasını sağlar. Işi olanların ise o işi kendilerinin yapacağı konusunda güveni daha da artar. Böylece insanlar aracı bulmaktan kurtulur ve daha özgün olurlar.