Üç zaman birimi vardır: geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman. İnsanın geçmiş zaman ile meşgul olması şimdiki zamanı anlaması içindir. Gelecek zaman olmamış olsaydı, şimdiki zamanı anlamak için geçmişte herhangi bir olgu şimdiki zamanı açıklamak için kullanılırdı ve herkes mutlu olurdu. Geçmiş zamandaki olguların doğru seçilmiş olduğunu öngörülerin doğru olup olmadığı gösterir. O halde sadece anlamak yetmez, öngörünün de doğru olması gerekir.
Olayı daha anlaşılır kılmak için bir iki örnek vermek lazım. Depremi anlamak için geçmişteki yaşanmış depremler incelenir. Bu incelemeler öngörüsüz bir işe yaramaz. Ancak ve ancak incelemeler sonucunda yapılmış öngörüler sonrası olayın anlaşılıp anlaşılmadığı tastik edilmiş olunur.
Bugünkü olayları anlamak için de geçmişteki benzer tarihsel olaylar incelenir. Tarihsel olayların zaafı çok olmasından kaynaklanır. Geçmişte
herhangi bir olgunun şimdiki zamanı açıklamak için kullanılabileceği kanısı hakimdir. Oysa o olgunun doğru olup olmadığı yapacağı öngörü ile değerlendirilmelidir. Yapılan öngörüler geçmişteki seçimin doğru olup olmadığını tastikler.
Aynı mekanızma inanç için de geçerlidir. Şimdi nasıl yaşanması gerektiğini geçmişte örnek kişiler baz alınarak görülür. Bu düşünceye göre gelecek belli olduğu için doğru kararların verilmesi insanın zaman çizgisinin dışına çıkıp çıkmamasından kaynaklanır. O halde insanın tek görevi geçmişteki olayları tekrarlamasında yatar. Zaman çizgisinin dışına çıkıp çıkmamasını günah denetler. Yukardaki yapılan açıklamaları toparlarsak öngörü yapmak için günah işlemek gerekir, çünkü her öngörü zaman çizgisinin dışına çıkacaktır. Bu da gelişme ile yakından alakalıdır.
Başka denetleyici unsur ise alışkanlıktır. Alışkanlık da herşeyin eskisi gibi seyir edeceğine inanır. Öngörü alışkanlığın ötesine çıkmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder