Kendini güçsüz hissedenlerde çok belirgin özellik güce tapmaktır. Kendilerini güçsüz ve yetersiz buldukları için tek çarenin güçlü birinin arkasına gizlenmek olduğuna inanırlar.
Güce tapanın iki amacı vardır. Birincisi korkuyu yenmek, ikincisi ise güvenceyi güçlü birinin hümayeti altında sağlamaktır. Dünyayı güçlü ve güçsüze ayıran kişi kendisini sürekli başkası ile kıyaslayacaktır: Karşısındaki kendinden güçlü mü, yoksa güçsüz mü? diye. Güçsüz olduğunu sezinlediği zaman yerini bilecek, güçlü hissettiği zaman ise kendine tapınmasını isteyecektir.
Buradaki sorun - güçlü güçsüz kısır döngüsünden kurtulmak için - aslında güvencenin nasıl sağlanacağıdır. Güvencenin güç ile sağlanacağı bir farazidir. Güç ile korku birbirine çok zıttır. Korkuyu güç ile yenerek insan kendini güvencede hissedemez. Güç başka bir korku yaratacağı için sorunu kökünden çözmez, o sadece geçiştirmedir.
Korku anlamak ile yenilir. Anladıkca insan kendi kendine olan güveni artacak, gücü kendinde bulacaktır. Bu güç asla kıyaslayıcı güç değildir, dışa karşı hiç değildir. Bu güç içten gelir. Yapmak için cesaret, cesaret buldukca da güveni artacaktır. O halde çocuğa küçük yaşta yapmayı ve yapılan şeyi anlaması aşılanmalıdır. Kısacası meraklı olup tanımadığı şeylerden korkmayı değil, tam tersi, üstüne giderek üstesinden gelmeyi öğretmek gerekir, güç farazisinden kurtulmak için.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder