12 Haziran 2020 Cuma

Karar almaktan sakınmak


Karar almak için ne gerekir? İlk önce karar alınması gereken olgu hakkında bilgi sahibi olmak gerekir ki, bu geçmiş zamanla ilgilidir. İkincisi o olgunun şu anki durumu hakkında fikir sahibi olunması gerekir, bu da şimdiki zamanı temsil eder. Ve nihayetinde o olgunun gelecekte ne yapabileceği hakkında fikir yürütebilmek gerekir, buna da regresyon denir, yani ileriye dönük tahmin.

Bilinmesi gereken şey bizim hiç bir zaman bütün bilgiye sahip olamayacağımızdır. Eski bilgilerin tümüne ulaşmak artık mümkün değildir, çünkü eski durum geçmiştir ve biz şu anki durumumuzdan yola çıkarak geçmiş hakkında varsayımda bulunmamız gerekir. Bu da sürekli eksik olacaktır. Şu anki durum hakkında da bilgimiz eksiktir, çünkü tüm etkenler hakkında yine bilgimiz kısıtlıdır ve kelebek etkisi gibi küçük etkiler büyük hasarlara yol açabilir. Gelecek hakkında bilgimizin kısıtlı olduğu da aşikardır.

Geçmiş olgular hakkında bilginin kısıtlı olması onun bilinmemesi anlamına gelmez. Eğer yeterince deneyimli isek o olguya benzer şeylerin benzer durumda ne yaptığını ölçer, bizim problemimize uyarlamasını deneriz. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta olguların yeterince benzer olması ve benzer şartlarda benzer şekilde sorunlara yanıt vermesi olacaktır. Buna kıyaslama veya uyarlama da denebilir.

Bunun haricinde kompleks bir konu hakkında fikir sahibi değil isek, konuyu daha basit parçalara bölüp, parçaları çözdükten sonra tekrar birleştirmeye gidilebiliriz. Buna da redüksiyon (indirgemek) denir. Buradaki problem kompleks bir problemin indirgenebilir olması. Bu sorun yaratabilir, çünkü problem gerçek anlamda komplekstir ve bölünmeye izin vermez, veya tekrar birleştirmesi sorun yaratabilir.

Görüldüğü gibi karar verebilmek için yeterli bilgiye ihtiyaç vardır. Bilgi ne zaman yeterlidir? Özgüveni az olan kişi kesinlikle hiç bir hata kabul etmeyecektir ve "tüm" bilgiye ulaşmak isteyecektir, her ne kadar tüm bilginin ne olduğu bilinmese de. Bu tip insana mükemmeliyetçi de denebilir, mükemmel olmak isteyen, hiç hata kabul etmek istemeyecek ve dolayısı ile hiç karar veremeyecektir, çünkü her bulduğu çözüm ona mükemmel görünmeyecektir. Bu tip insan karar vermekte aciz kalmaz, aynı zamanda başkasını suçlamaktan da çekinmez, çünkü hata olduğu zaman, bunu yapan birinin de olması gerektiğini düşünür. 

Verdiği karardan sürekli şüphe eden biri ise kontrol hastası olandır, bu da verdiği kararı sürekli revize edip tekrar başa dönme eğilimlidir. Bir karar verir, sonra pişman olur kararını geri alır, tekrar düşünür, acaba verdiği kararı revize etmek akıllıca mıydı? diye kendi kendine sorar ve karınını tekrar değiştirmek ister. Belki sonsuza kadar bu böyle gidebilir. Sonuç olarak bu tip insanlar da karar veremeyecektir.

Bir de bilginin yeterli olmadığını ama problemin ana hattının nasıl olduğunu kavrayanlar vardır, bunlar bir strateji geliştirir, deneme yanılma ile problem etrafında bir çember çizer, her denemede çemberi biraz daha daraltıktan sonra çözüme daha yaklaşır.  Buna da bilimsel metot denir. Burada yapılan hata bir sonraki stratejiyi belirleyeceği için hata yapmaktan korkulmaz. Hata stratejinin bel kemiğidir zaten.

Sorumluluk duygusu ilk iki örnekte yoktur. Karar veremeyen sorumluluk üstlenmez, birşey de öğrenmez zaten. O dışardan izleyen ve yagılayan hakim gibidir: kendisi birşey yapmaz ama yapanları eleştirmesini bilir. Karar almak cesaret işidir, hata yapma cesareti. Hata yapmayan aktif olmayandır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder