Demokrasi kendi kararını almak istemeyen, ve güçlü bir şahsın arkasında güvence duyanların çok olduğu bir ortamda doğar.
Diğer taraftan anarşiye benzer durumun artması onu organize eden gücü de beraberinde getirir. Her ne kadar, gücü o karmaşayı organize etmek için almış olsa bile, gücün cazibesi onu daha da fazla güç toplamaya sevk edecektir. O güce tapacaktır, gücün sınırlı olmadığı durumlarda.
Beceriksiz ve kendini iyi pazarlayabilen bir kişi halkı kandırarak başa geçebileceği gibi becerikli ama kendini pazarlamasını bilmeyen birinin secilemeyeceği durumlarda demokrasi sürekli tehdit altındadır. Buna en iyi önlem kendi özgüvenini yükseltecek ve sorumluluk taşıyabilecek fertleri yetiştirmeyi hedefleyen bir eğitim sistemidir.
Sistem içerikli sorunların insanın enerjisini emip onu edilgen hale getirmesi, yani başka değişle değişime direnç gösteren bir sistem, demokrasinin çökmesini de hızlandıracaktır, çünkü bazı şeyleri değiştirmek için kendini güçsüz hisseden biri, güçlü birinin arkasında gizlenip tüm sorunların çözüleceğini umacaktır. O kendini edilgen hissettigi için teslimiyetci bir tavir sergileyecektir, yani sorununun cevabını başkasından bekleyecektir. Bu da onu inançlı kılar.
Bilinmezlik demokrasinin getirdiği alışılmadık bir durumdur, çoğu şeyleri bilmediğimizi kabul edip, ortak kararda konsensüs aramanın insanlar arası iletişimin ne kadar gerekli olduğunu ve rıza almanın önemini gösterir. Direktif yerine rıza olmak ön plandadır demokraside.
Demokrasi için özgürlük ve sorumluluk olmazsa olmazlardandır. Devlet ise kendi ayağının üstünde durmak isteyeni, yani risk alanı sosyal ağı genişleterek desteklemelidir. Başka bir insana bağımlı olarak özgür olunmaz. Bağımlı kişi eninde sonunda karşı tarafa faturayı ödeyecektir. Bağımsızlık demokrasinin temel taşıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder