Herkes bilir ki, ebeveynler çocukları avutmak için, erişkinler de verdikleri sözü tutmadıkları için yalan söylerler. Her ne kadar bu tür yalanlar "zararlı" olmasa bile, sadece o anı kurtarmak için veya karşıdakini yaralamamak için söylenen "küçük" yalanların büyük sonuçlara neden olabileceğini çoğu insan anlayamaz. Her ne kadar kötü niyet olmasa bile bu tür yalan söyleme belli bir kültüre ön ayak olur. Amaç yalan söyleyeni ne cezalandırmak ne de lanetlemektir, amaç bu tür davranışın doğurduğu kültürü göstermektir.
Yalan söylemekle insan sürekli kendi kendine kaçış kapısı bırakmak ister. Verdiği sözü tutamayacağını bildiği halde kendini küçük düşürmemek için söylenen yalanların yanında, kasıtlı olarak yalan söyleyenler de vardır ki, hepsinin mutlaka gizledikleri birşeyleri vardır. Yalan o halde zor anların üstesinden gelmek için başvurulan kısa vaadeli kazanç sağlayıcısıdır. Alışkanlık haline geldiği zaman insan kendi söylediği yalana da belli bir süreden sonra kendisi inanır. Başkasını kandırdığı gibi kendini de kandırmaya başlar. Her zor durumla karşılaştığı zaman kurtuluş yolunu nedenselleştirerek kendisi için kaçış yolu bırakmış olur. Başarısızlığın sebebini sürekli dışarda arar ve başkasını suçlar, kendi yapacağı birşey olmadığını ifade eder.
Kısa vaadeli kazanç uğruna kendi gelişimini feda eder. Birşey yapmamak için, asıl nedeni aramamak için söylenen yalanlar ne kadar kendisini haklı çıkarsa bile bunlar statükoyu korumak amaçlıdır. Herşey değiştiği halde bu tür savunmalar savunanı aynı kılar. Özüne bakılırsa bu tür yalanlar özgüven yoksunluğunu gizlemek içindir. Gizledikçe de güvensizlik artar, arttıkça da yalan sürer. Bu kısır döngüyü bozmanın tek bir çaresi vardır, o da olaylarla cesurca yüzleşmektir.
Yalan söylenen bir ortamda yalan söylendiği bilinir. O halde insan hem kendine olan, hem de karşıdakine olan güveni azalır. Güvensizliğin son safhada olduğu durumlarda kandırmak ve kaldırılmak ön planda olduğu için ortak çalışma ortamı beliremez. Verilen sözlerin tutulmadığı ortamda tedirginlik en doruk noktadadır. Yeni birşeyin oluşumu için güven ortamı şarttır. Hem kendine olan güven, hem de karşıdakine olan güven şarttır, çünkü ortak çalışmak güvenceli ortamda gerçekleşir. İyiyi doğruyu bilmek için herşeyin şeffaf ve geri bildirimin tutarlı olması gerekir. Yanlış geri bildirim alan hiç bir zaman kendini düzeltme şansı bulamaz. Eğer iyilik yapılmak isteniyor ise geri bildirimin doğru olması şarttır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder