Doğum kendi kendini yenilemektir. Kendi kendini yenilemeye Maturana autopoiesis diyor. Doğuran canlı türünü devam ettirir, yani türünün sürekliliğini sağlar. Doğan, doğuranın kopyası olamaz. İnsanlar çiftleştiğinde, çoçuk anne ve babanın özelliklerini, bir de mutasyon ile gerçekleşen tesadüfi oluşumları taşır. Bunlar çocukta potansiyel halinde vardır ve deneyim ile şekillenir. O halde her doğum yeni birşeye gebedir.
Anne-babanın getirdiği gen havuzuna "eski alışkanlıklar" dersek ki, bunlar sadece gen yolu ile değil -kültür de çocuğun ikinci doğasını oluşturur - yeni alışkanlıklar sürekli sancılı geçer, çünkü eski alışkanlıkların yerine yenisini getirmek eskisini kırmakla gerçekleşir. Çocuklar da zaten tecrübe kazanırken kendi yollarını bulmak zorundadır. Gelişim eskinin üstüne yenisini inşaa etmek olduğu için bu denli zahmetlidir ve bu işi insanoğlu tesadüfe bırakmamalıdır. Eş seçimi gen havuzunu belirlediği için çok önemlidir.
Eş seçiminin nasıl yapıldığı çok önemlidir. Bazı kültürlerde eş seçimini tesadüfe bırakmamak için, seçim aileler veya tanıdıklar tarafından ayarlanır. Tam da bu aşamada çiftleşme mekanik bir eyleme dönüşür. Burada büyük aile sağlığı tesadüfen doğabilecek bireysel seçimim risklerini minimuma indirgemek için ön plandadır. Düzen korunduğu sürece görücü usulu eş seçimine iyi bir seçim denir. Düzen için fertler koruyucu alet işlevini görürler.
Seçim çiftler tarafından gerçekleşirse burada kişiler öne çıkacaktır. Yaptıkları seçimden sadece kendileri sorumlu olacakları için iyi bir seçim yapmaları gereklidir. Aile desteği bu durumda gevşeyebilir ve kendi ayaklarının üzerinde durmak zorunda kalabilirler. Bunun getirisi sorumluluk ve özgürlüktür. Kendine güvenemeyenler için özgürlük korkutucu olabilir.
Seçim için gerekli başka önemli husus ise beraber olmak isteyenlerin iyi iletişim kurmalarına bağlıdır. Karşısındaki şahıs ile nasıl konuşacağını ve nasıl hareket etmesini bilmeyenler bu konuda zorlanacaktır. Aile içinde bu eğitimi almamış biri için dışarda kendine müstakbel eş bulmak bir hayli zordur. Bir de bulunduğu kültür kız-erkek ayrımı yapıyor ise, bu iş daha da zorlaşacaktır.
Yeniliklerin doğması için gençler kur yapmayı, birbirini tavlamayı öğrenmelidirler. Ferhat bile Şirini etkilemek için dağı delmiştir. Sevgi olmasaydı kim bu denli zahmetli bir işe koyulurdu ki? Karşı cinsi etkilemeye çalışmak, onu elde etmek için büyük çaba sarf etmek yeni şeyleri doğurmanın bir yöntemidir. Başka bir yol ise insanın sevdiği bir uğraşısının olması. Bu uğraşı öyle olmalıdır ki Einstein'in dediği gibi: "Güzel kızın yanında bir saat bir dakika gibi geçiyor..." olmalıdır. Sevmek ve sevilmek insanın doğasında vardır. Doğumla kazanılanır ve öğrenilmez, sonradan tek öğrenilen şey, doğal olanı engellemektir. Sevginin önüne geçen engeller kalktığında yeni şeyleri üretmek mümkün olacaktır. Bu da bizim ikinci doğamızı oluşturur.
İkinci doğanın nasıl olduğu bir kültürün kaderini belirler, yani kadının yeri o kültürün ne doğuracağına işaret eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder