26 Haziran 2018 Salı

Dokunmak üzerine

İnsanlar en çok dokunmaktan etkilenirler, hem duygusal hem de fiziksel anlamda. Bir kelimenin dokunuşu ile fiziksel temas arasındaki fark, ilkinin zihne, diğerinin ise vücuda değmesidir. İnsan derisinin en büyük organ olduğu söylenir. Bu durumda dokunmanın etkisini ve önemini gözardı etmemek lazım. Hatta ve hatta Çavuşesko rejimi zamanında kendi başına bırakılmış bebek ve çocukların zihinsel olarak aynı yaştaki normal yetişmiş çocuklara göre daha az geliştiği saptanmıştır. Bakıcıların bebeklere hiç dokunmadıkları gözlenmiş ve böylece sevmedikleri hissi verilmiştir. İstenmeyen olmak verilebilecek en büyük cezadır.

Aynı şekilde kelimelerle de dokunmak mümkündür. Pozitif söylemlerin yanında bir kişinin benliğine hitap eden sözler de insana dokunur, onu okşar. Hangi kelimelerin uygun olduğunu anlamak için o kültürün neye önem verdiğine bakmak gerekir. O kültür kahramanlık üzerine inşa edilmiş ise bireysel özgürlükten bahsetmenin hiç bir anlamı yoktur. Cesur olmaktan, vatandan, şehit olmaktan, vs. bahsetmek daha mantıklı olacaktır. Tam tersi de olabilir. Özgürlük üzerine kurulu bir kültürde kahramanlık duygusu fazla gelişmemiştir.

Aşık olmak da başka bir örnektir, o iki türlüdür. Birincisi cinsel çekim (bunun farkında olanlar makyaj, parfüm,...gibi desteklerden yararlanır) fizikseldir, ikincisi sözel çekim ise insanı içten vurur, aynı frekansta titreşimle olur. Fiziksel görünümden dem almayan karşısındakini içten vurmaya çalışır, aynı demagogların kullandığı yöntem gibi. O kendine aşık ettirmek için o zihinli kelimeler üzerinden gider, karşıda tepki vermeyecek ama onun zihnini paraliz eden kelimelerden. Ve sonunda aşık olan kendi isteği ile aşık olduğunu zannedecek ama gerçek şudur ki, aşık olanın kendi iradesi ile aşık olduğu hissini vererek karşıdakini aşık ettirmiştir. Eğer manipule edildiğinin farkına varırsa kandırılmış sevgili gibi kendini kullanılmış hissedecektir. En iyisi kandırılmış olmayı kendinden saklamaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder