Felsefe nedir sorusuna binbir türlü yanıt vermek mümkündür. Bu yanıt verenin ilgisine bağlıdır. Bu nedenle benim verebileceğim yanıt da kendi ilgi alanım ile ilgilidir. Unutmamak gerekir ki, her görüş kendi alanı ile sınırlıdır. İşte felsefenin de bireye sağladığı şey, bu alanı genişletme amaçlıdır, sadece ve sadece tecrübe edinmek için.
Bu pencereden baktığımızda bence verilebilecek en uygun yanıt felsenin insanın eline tecrübe edinmek için bir metod sunmasıdır. Mesela iyi ve güzel üzerine düşünmek iyinin ve güzelin ne olduğunu bize gerçek anlamda öğretmez. Hatta ve hatta kelime ile güzeli açıklayabilmiş olsak bile gerçek anlamda güzelliği kavradığımız anlamına gelmez. Bir papağan da konuşmayı taklit eder ama konuştuğu şeyin gerçekten ne anlama geldiğini bilmez. Konuşma davranış haline gelmediği sürece birşeyin gerçek anlamı kavranamaz.
Davranış üzerine düşünerek ve düşündüğü şeyi uygulayarak ancak bu güzellik kavranabilir. İnsan kendini ancak bir işe adadıktan sonra o şeyin detayını kavradıkca güzelliğini görebilir. Güzellik dışa yansıyan birşey değildir, güzellik edinilen birşeydir. Bu nedenle felsefe güzellik üzerine "bilgi" verir, ama güzelliği kavramayı sağlatmaz.
Mesela felsefenin güzel olduğunu kavramak için felsefe ile meşgul olmak gerekir. Muşgul olmayınca sadece duyulan şeyler tekrarlanır, ama felsefenin neden güzel olduğu kavranamaz. Felsefi sorunlar ile boğuşmadıkca, o sorunların kendisi için hayati sorun teşkil etmediği sürece, felsefenin güzelliği kavranamaz. Birer birer toplanan bilgilerin, ilk görünürde
birbiri ile hiç bağlantısı olmadığı halde gene de bir bağlantısını bulmak o sorunun güzelliğine inmek demektir. Dahası bu güzellik başkası tarafından da görülebiliyor ise daha da güzeldir. Bu nedenle asla deneyim aktarılamaz, ama deneyim üzerine fikir yürütüp başkasının da kısa yoldan benzer deneyim yapmasını sağlamak mümkündür.
Felsefe bu deneyimi sözlü olarak iletme satı ve dolayısı ile iyi düşünme sanatıdır da dinilebilir. O ne düşünülmesi gerektiğini göstermez. Düşündüğü şeyin sadece "iyi-kötü" veya mantıken "doğru-yanlış" olduğunu ölçer, veya ölçmek için bir metod geliştirmeye çalışır. Amaç herkesin birbirinden bağımsız aynı metodu uygulayarak benzer sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Bunun tersi güvenmektir, yani kendi yerine başkasının iyi sonuç elde edeceğine güvenmektir. Bu insanı bağlar, felsefenin istediği şeyin tam tersidir. Felsefe insanı özgür kılmak ister, bu ancak kendi ayakları üzerinde durmasını başardığı zaman olur.
Düşünce etkin bir eylemdir. Ama bu etkinlik aslında bir paradokstur da. Davranışın aksine etkin düşünmek için tüm aktivitenin durdurulması gerekir. Çünkü aktivite dikkati üzerine çeker ve böylelikle fikirler esnek şekilde irdelenemez. Düşünmek için dış aktivitenin durması be dolayısı ile fikirlerin saplantısız hür olması gerekir, kas yerine fikirler hareket etmelidir. Ya tüm enerji beyin için ya da kaslar için harcanır. İkisini son hızla çalıştırmak bir hayli imkansız gibi gözükür.
Yeni fikir üretebilmek için ilk önce fikir toplamak gerekir. İnsan kendisinden önce söylenenleri bilmesi gerekir. Aksi halde geviş getirir, başkasının söylediğini tekrarlamaktan başka birşey olmaz. Her ne kadar yeni fikir ortaya atılsa da onu açıklamak da bir hayli önemlidir. Açıklayıcı metodik bir sistem felsefenin işidir. Hem açıklayanın hem de dinleyenin daha iyi anlamasını sağlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder