Bilinen odur ki, tanrı kavramı içersinde mükemmeliyetçilik, gerçeklik arayışı, hakikati bulmak,... gibi öğeler barınmaktadır. Tanrı yolunda olan biri veya tanrı olmak isteyen biri tanrı gibi aynı öğelere sahip olmak isteyecektir. Bu nedenle herşeyin arkasında bir "gerçek" arayıp duracaktır.
Hayat ne olursa olsun, biz gerçekleri kavrayacak veya bulacak bir yapıya sahip değiliz. Biz kusurlu yaratıklarız. Eksik yaratıldığımız için de eksikleri doldurmamız şart. Eksikleri bilgi ile dolduruyoruz. Yanlız bu bilgiler hiç bir zaman mükemmel olamaz. Bilgi eski bir pantalonu yamalamaya benzer. Pantolonun bir orasını yamarsınız, bir de bakarsınız ki, diğer tarafı sökülmüş. Amaç hiç bir zaman mükemmel pantolon giymek değildir. Amaç pantolonun bizi soğuktan korumasıdır.
Mükemmel pantolon arayan birinin amacı ile yeteneği arasında uçurum olduğu için hiç bir zaman çalışmaya cesaret etmeyecektir. Çünkü o uçurum onu felç edecektir. Oysa bilgi adım adım keşfedilir. Bilgi kendinden önce edinilmiş bilgi üzerine tamamlayıcı görevi görür. Başlangıçta kafanızda ilk önce "pantolon" imgesi vardır ama nasıl yapacağınızı bilmezsiniz. İlk atacağınız adım sizi hedefe götürüp götürmeyeceğini çok kısa zamanda anlarsınız. Hedef uzakta ise amaca başka türlü ulaşmayı denersiniz. Olmadı yönteminizi değiştirir tekrar denersiniz. Bu yönteme sınama ve yanılma yöntemi denir.
Her sınama ile siz o pantolonun nasıl olmadığını anlarsınız. Bu sayede hem deneyim kazanmış, hem de olmayan olasılıkları elemiş olursunuz. Pantolonunuz evrimselleşir. Yavaş yavaş pantolona benzer hal alır. Pantolon gökten pantolon olarak düşmez. O zaman ile oluşur. Evrime inanmayan mükemmeliyetçi, pantolonun gökten düştüğünü zanneder, çünkü o sürekli dükkandan hazır pantalon almıştır, onun nasıl yapıldığını bilmez. Nasıl yapıldığını bilmiş olsaydı hiç birşeyin arkasında "hakikat" yaramazdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder